İfadeye Çağrıldınız: Emniyet ve Savcılıkta Susma Hakkı Ne Zaman Kullanılmalı?

Adliye koridorunda bekleyen bir kişi ve hukuk sembolleri.

İfadeye Çağrıldınız: Emniyet ve Savcılıkta Susma Hakkı Ne Zaman Kullanılmalı?

Ceza muhakemesi sürecinin en kritik aşamalarından birini teşkil eden ifade verme işlemi, şüphelinin üzerine atılı suçlama hakkındaki ilk beyanlarını ve savunma stratejisinin temelini oluşturmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.147 uyarınca, ifade alma veya sorgu öncesinde şüpheliye yasal haklarının hatırlatılması bir zorunluluktur ve bu hakların başında, kişinin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmama özgürlüğünü koruyan “susma hakkı” gelmektedir.

1. Hukuki Dayanak ve Tanım

Susma hakkı, suç şüphesi altında bulunan kişinin hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında, işlediği iddia edilen suçla ilgili kendisine yöneltilen sorulara cevap vermeme ve kendisi aleyhine delil göstermeye zorlanamama hakkıdır. Bu hak, kaynağını Anayasa’nın 38/5. maddesindeki “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz” hükmünden ve uluslararası ceza hukukunun temel taşlarından biri olan “nemo tenetur” (kimse kendisini suçlamaya zorlanamaz) ilkesinden almaktadır.

CMK m.147/1-e bendi uyarınca, ifadeye başlanmadan önce şüpheliye yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir. Bu bildirim, adil yargılanma hakkının ve suçsuzluk karinesinin bir gereğidir.

2. Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

İfade süreçlerinde usul kurallarına yeterince riayet edilmemesi veya hakların yanlış yorumlanması, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Avukat Desteği Olmaksızın İfade Verilmesi: Kişinin “suçsuzum, anlatırsam anlaşılır” düşüncesiyle profesyonel yardım almadan verdiği beyanlar, teknik hatalar içerebilmekte ve ileride aleyhine delil olarak kullanılabilmektedir.
  • Kimlik Bilgilerinde Susma Hakkının Kullanılması: Susma hakkı sadece suç isnadına ilişkin soruları kapsar. CMK m.147/1-a gereğince şüpheli, kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür; aksi durum cezai sorumluluk doğurabilmektedir (Kabahatler Kanunu m.40).
  • İfade Tutanağının Okunmadan İmzalanması: Söylenenlerin tutanağa eksik veya yanlış geçirilmesi riski mevcuttur. Tutanağın altındaki imza, içeriğin kabul edildiği anlamına geldiğinden, okunmadan imzalanması büyük bir usul hatasıdır.
  • “Sükût İkrardan Gelir” Yanılgısı: Susma hakkının kullanılmasının suçu kabul etmek veya suçluluğa karine teşkil edeceği korkusuyla, kişinin iradesi dışında beyanda bulunması savunmayı sakatlamaktadır.

3. Yargıtay Kararlarının Yaklaşımı

Yargıtay yerleşik içtihatlarında, susma hakkının kullanılmasının asla sanık aleyhine bir delil veya “suçu kabul” olarak yorumlanamayacağını vurgulamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun güncel kararlarına göre;

  • Susma hakkını kullanan sanık hakkında sırf bu nedenle TCK m.62 (takdiri indirim) hükümlerinin uygulanmaması, cezanın ertelenmemesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmemesi dürüst yargılanma hakkına aykırı bulunmaktadır.
  • Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadelerin, hakim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı kuralı (CMK m.148/4), susma hakkının korunması noktasında mutlak bir güvence olarak kabul edilmektedir.
  • İfade öncesinde susma hakkı dahil yasal hakların hatırlatılmaması, ifadenin “yasak usul” ile alındığı anlamına gelmekte ve elde edilen beyanları hukuka aykırı delil statüsüne sokmaktadır.

4. Kritik Süreler ve Zamanaşımı

İfade ve gözaltı süreçlerinde kişi hürriyetini doğrudan ilgilendiren yasal süreler titizlikle takip edilmelidir:

  • Gözaltı Süresi: Yakalanan kişinin ifadesinin alınması için gereken süre, yol süresi hariç 24 saati geçemez; toplu suçlarda bu süre savcılık kararıyla uzatılabilmektedir.
  • Hakların Hatırlatılması: Susma hakkı ve diğer yasal hakların hatırlatılması, ifade alma işleminin başlangıcında derhal yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür.
  • Dava Açma ve Zamanaşımı: İfadenin alınmasından sonra davanın ne kadar sürede açılacağı suçun niteliğine ve delil durumuna göre değişmekle birlikte; dava zamanaşımı süreleri Türk Ceza Kanunu m.66 uyarınca suçun türüne göre 8 yıldan başlayarak farklılık göstermektedir.

5. Neden Profesyonel Hukuki Destek Önemlidir?

Ceza muhakemesi, oldukça teknik ve usul kurallarının sıkı uygulandığı bir süreçtir. İfade sırasında kullanılan tek bir cümle veya susma hakkının hangi aşamada kullanılacağı kararı, yargılamanın tüm seyrini değiştirebilmektedir. Profesyonel hukuki destek; yasak sorgu yöntemlerinin (baskı, yorma, aldatma vb.) engellenmesi, lehine olan delillerin toplanmasının istenmesi ve ifade tutanağının hukuka uygunluğunun denetlenmesi açısından hayati önem arz etmektedir. Savunmanın stratejik bir temele oturtulması, telafisi imkansız hak kayıplarını ve hürriyeti kısıtlayıcı tedbirlerin risklerini minimize etmektedir.

Sonuç: Emniyet ve savcılık makamları önünde gerçekleştirilen ifade verme işlemi, şüphelinin en temel savunma araçlarından biridir. Susma hakkı, bu sürecin bir parçası olarak bireyin özgür iradesini koruma altına alan anayasal bir güvencedir. Yasaların tanıdığı bu hakkın doğru zamanda ve usulüne uygun şekilde kullanılması, dürüst bir yargılamanın yürütülebilmesi için vazgeçilmez bir unsurdur.

Yasal Uyarı: Bu yazı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği çerçevesinde, yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut olay kendine özgü özellikler taşıdığından, hak kaybına uğramamak için profesyonel hukuki destek almanız önerilir.

Av. Fatih Turan

← Tüm Yayınlara Dön
Merhaba! Size nasıl yardımcı olabilirim? 👋