Kısa Özet (AnswerBox): Gözaltı süresi kural olarak yakalama anından itibaren 24 saattir. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı bu süreyi, her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir; azami süre dört gündür. Bu sürelere, kişinin en yakın hâkim veya mahkemeye götürülmesi için zorunlu olan ve 12 saati aşamayan yol süresi ayrıca eklenebilir. Sürenin sonunda kişi ya serbest bırakılır ya da sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır. Süre içinde, sulh ceza hâkimliğine serbest bırakılma başvurusu yapılabilir; hâkim bu başvuruyu evrak üzerinde ve 24 saat dolmadan sonuçlandırır (CMK m.91).
Gözaltı, bir ceza soruşturmasının en kısa ama en yüksek basınçlı aşamasıdır. Saatlerin nasıl sayıldığı, hangi belgenin imzalandığı ve ifadenin kimin huzurunda alındığı, yıllar sonra görülecek davanın sonucunu belirleyebilir. Aşağıda süreç; Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi kararları esas alınarak açıklanmaktadır.
1. Hukuki Dayanak: Yakalama ile Gözaltı Aynı Şey Değildir
Uygulamada en sık karışan iki kavramdır. Ayrım, sürelerin ne zaman başladığını belirlediği için sonuç doğurur.
Yakalama (CMK m.90)
Yakalama, kişinin özgürlüğünün fiilen ve geçici olarak kısıtlanmasıdır. İki farklı yakalama vardır:
- Herkes tarafından yakalama: Kişiye suçu işlerken rastlanması ya da suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçma olasılığının bulunması veya hemen kimliğinin belirlenememesi hâllerinde, herkes geçici olarak yakalama yapabilir (CMK m.90/1).
- Kolluk tarafından yakalama: Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı yoksa yakalama yetkisine sahiptir (CMK m.90/2).
Kolluk, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirmek ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi vermek zorundadır (CMK m.90/4 ve 90/5).
Gözaltı (CMK m.91)
Gözaltı ise, yakalanan kişi Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için özgürlüğün kanuni süre boyunca kısıtlanmasıdır. İki koşula bağlıdır (CMK m.91/2):
- Tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olması,
- Kişinin bir suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı.
Kritik nokta: Süre yakalama anından işler
CMK m.91/1 açıktır: gözaltı süresi yakalama anından itibaren hesaplanır — savcının gözaltı emrini yazdığı saatten değil. Bu ayrım teorik değildir. Anayasa Mahkemesi 2025 tarihli bir kararında, saat 06.00’da yakalanan ancak kayıtlara saat 17.00’de gözaltına alınmış gibi geçirilen bir başvurucu bakımından, kanuni sürenin aşıldığının derece mahkemesince tespit edilmiş olduğunu esas almıştır (Hamza Çağlar, B. No: 2023/35382, 9/12/2025). Yakalama tutanağındaki saat ile nezarethane defterindeki saat farklıysa, bu fark başlı başına incelenmesi gereken bir aykırılıktır.
Denetim (CMK m.92)
Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri savcılar; nezarethaneleri, ifade alma odalarını, gözaltına alınanların durumunu, gözaltı neden ve sürelerini ve gözaltıyla ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetlemek ve sonucu Nezarethaneye Alınanlar Defteri’ne kaydetmekle görevlidir. Bu defter, sonradan açılacak bir tazminat davasının en önemli delilidir.
2. Süreler: Net Tablo
| Durum | Azami gözaltı süresi | Karar mercii |
|---|---|---|
| Bireysel suç (kural) | 24 saat (yakalama anından) | Cumhuriyet savcısı |
| Toplu suç (3 veya daha fazla kişi) | 24 saat + her defasında 1 günü geçmemek üzere 3 gün uzatma = 4 gün | Cumhuriyet savcısı, yazılı emirle |
| Zorunlu yol süresi | En fazla 12 saat — gözaltı süresine dâhil değildir, üzerine eklenir | — |
| CMK m.91/4 kapsamı (suçüstü, sayılan suçlar, kolluk amiri kararı) | Bireysel 24 saat; toplumsal olaylar ve toplu suçlarda 48 saat. Hâkim önüne çıkarma: en geç 48 saat, toplu suçlarda 4 gün | Mülki amirce belirlenen kolluk amiri |
Toplu suç kavramı CMK m.2/1-k’de tanımlanmıştır: aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suç. Yani “örgüt” olması gerekmez; kalabalık bir olayda üç kişinin aynı fiili işlemiş olması yeterlidir.
Uzatma kararının şekil şartları
CMK m.91/3 iki zorunluluk getirir:
- Uzatma yazılı emirle verilir. Sözlü talimatla uzatma yapılamaz.
- Uzatma emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir. Tebliğ edilmemişse, kişinin CMK m.91/5 kapsamındaki itiraz hakkı fiilen kullanılamaz hâle gelir; bu da ayrı bir aykırılıktır.
Uzatma sebebi de serbestçe seçilemez: kanun yalnızca delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğunu saymıştır.
Yol süresi otomatik değildir
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Rıdvan Akbaş kararında (B. No: 2021/25399, 17/4/2025) toplu suçlarda yol süresi dâhil toplam sürenin azami 4 gün 12 saat olabileceğini kabul etmiştir. Ancak aynı kararda bu süre için şu kayıt düşülmüştür: 12 saatlik yol süresi “soruşturma birimlerine verilmiş bir açık çek olmayıp keyfî olarak kullanılamaz.”
Karar oy çokluğuyla alınmış, altı üye karşı oy kullanmıştır. Karşı oylarda; yol süresinin amacının yakalama yeri ile hâkimlik arasındaki fiilî mesafeyi karşılamak olduğu, aynı il sınırları içinde yakalanan bir kişi için 12 saatin otomatik olarak eklenemeyeceği, aksi yorumun gözaltı süresini fiilen genişleteceği belirtilmiştir. Bu nedenle uygulamada tartışılması gereken soru şudur: fiilen kaç saat yolda geçmiştir? Nezarethane çıkış saati, hastane adli muayene saati ve adliyeye varış saati bu tespiti mümkün kılar.
Terör suçlarında durum
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na 7145 sayılı Kanunla eklenen geçici m.19, terör ve örgüt suçları bakımından gözaltı süresinin hâkim kararıyla iki kez uzatılmasına imkân tanıyordu. Ancak bu düzenleme, “yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle” öngörülmüştü. 7145 sayılı Kanun 31/7/2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığından, bu dört yıllık süre 31/7/2022’de dolmuştur ve yenilenmemiştir. Dolayısıyla bugün terör ve örgüt suçlarında da CMK m.91 rejimi geçerlidir; internette hâlâ dolaşan “4+4+4 = 12 gün” bilgisi güncel değildir. (Geçici m.19’un (c) bendi ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin 30/6/2022 tarihli, E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.)
3. Gözaltındaki Kişinin Hakları
Bu haklar, ifade alınmadan önce hatırlatılmak zorundadır (CMK m.147). Hatırlatılmaması, ifadenin hukuki değerini doğrudan etkiler.
Müdafi (avukat) hakkı
- Şüpheli, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir. Avukatın şüpheliyle görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz (CMK m.149/1 ve 149/3). Soruşturma evresinde ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir.
- Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden kişiye, istemi hâlinde baro tarafından müdafi görevlendirilir (CMK m.150/1).
- İstem aranmaksızın müdafi görevlendirilecek hâller: kişinin çocuk olması, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması ve suçun alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi (CMK m.150/2-3). Bu hâllerde müdafi olmadan ifade alınması başlı başına usul aykırılığıdır.
Yakınlara haber verme hakkı
Kişi yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına ya da belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir (CMK m.95/1). Yabancı uyruklu kişiler bakımından, yazılı olarak karşı çıkılmadıkça durum vatandaşı olunan devletin konsolosluğuna bildirilir (CMK m.95/2).
Bildirimin yapılmaması, CMK m.141/1-h uyarınca tazminat sebebidir.
Susma hakkı
Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanunî bir hak olduğu kişiye söylenir (CMK m.147/1-e). Susmak, aleyhe delil olarak kullanılamaz. Bu hakkın kapsamı ve nasıl kullanılacağı hakkında ayrıntı için: İfade ve Susma Hakkı.
Tercüman hakkı
Meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeyen şüpheli için tercüman atanır. CMK m.202/3 uyarınca bu hüküm soruşturma evresinde dinlenen şüpheli hakkında da uygulanır ve bu evrede tercüman hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır. Tercüman temin edilip edilmediği, tercümanın adı ve imzası Nezarethaneye Alınanlar Defteri’ne kaydedilir (Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m.12).
Tıbbi muayene (sağlık kontrolü) hakkı
Yönetmelik m.9 uyarınca:
- Gözaltına alınacak veya zor kullanılarak yakalanan kişi, giriş aşamasında hekim kontrolünden geçirilir.
- Yer değişikliği, gözaltı süresinin uzatılması, serbest bırakılma veya adlî mercilere sevk işlemlerinden önce de sağlık durumu hekim raporuyla tespit edilir.
- Muayenenin hekim–hasta ilişkisi çerçevesinde ve yalnız yapılması esastır. Hekim güvenlik endişesiyle kolluk gözetiminde muayene isterse, bu istek belgelendirilir ve kişinin talebi hâlinde müdafi de hazır bulunabilir.
- Kadının muayenesi, talebi hâlinde ve olanaklar elverdiğinde kadın hekim tarafından yapılır.
- Yakalama/nezarethane giriş raporunun bir nüshası gözaltına alınan kişiye verilir.
- Hekim, muayenede işkence veya eziyet suçlarına ilişkin bir bulguya rastlarsa durumu derhâl Cumhuriyet savcısına bildirir.
Giriş ve çıkış raporları arasındaki fark, kötü muamele iddialarında en güçlü objektif delildir. Bu nedenle raporların alınıp alınmadığı ve içeriği titizlikle takip edilmelidir.
4. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
“Avukat istersem suçlu görünürüm”
En yaygın ve en maliyetli yanılgıdır. Müdafi talep etmek kanuni bir haktır; talebin kullanılması aleyhe yorumlanamaz. Tersine, müdafi bulunmaksızın kollukta verilen ifade, CMK m.148/4 nedeniyle savunma açısından bir güvenceden yoksundur — ve pratikte, sonradan geri alınması istenen ikrarların kaynağıdır.
Buna karşılık, müdafi huzurunda verilen ifade tutarlı biçimde kayda geçer ve hem lehe hem aleyhe hususlar baştan belgelenir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda ise müdafi bulunması talebe bağlı bile değildir.
“Susma hakkı her soruyu kapsar”
Kapsamaz. CMK m.147/1-a şüpheliyi, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlü kılar. Kimlik veya adres bilgisi vermekten kaçınmak ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, Kabahatler Kanunu m.40 uyarınca idarî para cezası gerektirir; dahası, kimliği belirlenemeyen kişi, kimliği açıkça anlaşılıncaya kadar bu nedenle gözaltına alınabilir. Susma hakkı yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkıdır; kimliği gizleme hakkı değildir.
Tutanakları okumadan imzalamak
Yakalama, üst arama, teslim ve ifade tutanakları imzalanmadan önce okunmalıdır. İçeriğe katılınmıyorsa şerh düşülerek imzalanabilir; imzadan çekinme hâlinde nedeni tutanağa geçirilir (CMK m.147/1-i). Yargıtay Ceza Genel Kurulu bir kararında, sanığın tutanakları “suçlamayı kabul etmeyerek imzalıyorum” şerhiyle imzalamış olmasını, aleyhe beyan iddiasını değerlendirirken açıkça dikkate almıştır (CGK, E.2017/167, K.2020/51, 4/2/2020).
“Sohbet” ve “mülakat” tuzağı
İfade dışında, tutanağa “şifahen görüşme”, “mülakat” ya da fezleke anlatımı olarak geçirilen konuşmalar hukuken ifade değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu konuda nettir: kolluğun, somut bir şüphelinin varlığı hâlinde yapması gereken şey suçlamayı anlatmak, kanuni hakları hatırlatmak ve ifade almaktır; bu aşamada “görüşme yapmak” şeklinde bir yetkileri bulunmamaktadır (CGK, E.2017/167, K.2020/51).
Süre dolduğunda ne yapılacağını bilmemek
Gözaltı süresi dolduğunda kendiliğinden serbest bırakma gerçekleşmeyebilir. CMK m.91/5 uyarınca yakalanan kişi, müdafii, kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Bu başvuru:
- Yakalama işlemine, gözaltına alma kararına ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin savcı emrine karşı yapılabilir,
- Hâkim tarafından evrak üzerinde, derhâl ve nihayet 24 saat dolmadan sonuçlandırılır,
- Kabul edilirse, kişinin derhâl soruşturma evrakıyla birlikte Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilir.
Ayrıca CMK m.91/6 uyarınca, süre dolması veya hâkim kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında, aynı fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça aynı nedenle yeniden yakalama yapılamaz.
5. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları
Müdafisiz alınan kolluk ifadesi hükme esas alınamaz
CMK m.148/4 emredicidir: “Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2013/309, K.2016/375, 18/10/2016. Kolluk ifadesinde suçu üstlenen, mahkemede ise tutanağı baskı altında imzaladığını söyleyen sanık hakkında kurulan mahkûmiyet bozulmuştur. Genel Kurul’un onadığı Özel Daire gerekçesine göre; müdafi hazır olmaksızın alınan kolluk ifadeleri duruşmada dikkate alınamaz, okunamaz, kolluk ifadesi ile mahkemedeki savunma arasındaki çelişki bu ifade okunarak giderilemez. Karar ayrıca şu tespiti içerir: müdafi hazır olmaksızın alınan kolluk ifadesi hukuki değerden yoksun olduğu için ortada bir “çelişki” de yoktur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/167, K.2020/51, 4/2/2020. Bu kararda dolanma yasağı netleştirilmiştir: müdafinin hazır olmadığı bir ortamda kolluk görevlilerine ne söylendiği konusunda bu kolluk görevlilerinin tanık olarak dinlenmesi ve anlatımlarının karara dayanak alınması mümkün değildir. Genel Kurul’a göre bu yol, CMK m.148/4 ve m.213 hükümlerini dolanma sonucu doğurur. Aynı kararda, kolluğun somut şüpheli varken “görüşme” yapma yetkisi bulunmadığı da vurgulanmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/578, K.2022/52, 25/1/2022. Kasten öldürme suçlamasına ilişkin bu dosyada, yakalama sırasında ve sonrasında “mülakat” başlığıyla tutanağa geçirilen ayrıntılı ikrar tartışılmıştır. Genel Kurul; CMK m.147’deki hakların hatırlatılmadığı, alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suç bakımından zorunlu müdafi bulundurulmadığı ve tutanak içeriğinin hâkim veya mahkeme huzurunda hiçbir aşamada doğrulanmadığı gerekçesiyle, bu tutanağın ifade olarak kabul edilemeyeceğini ve hükme esas alınamayacağını benimsemiştir.
Bu üç karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur: müdafi olmadan kollukta söylenen sözün, mahkemede doğrulanmadığı sürece hukuki değeri yoktur — ne doğrudan, ne tutanak tanığı üzerinden, ne de “mülakat” adı altında.
Gözaltı süresinin aşılması: sonuç ne olur?
Sürenin aşılması, Anayasa m.19/5’e aykırılıktır ve CMK m.141/1-b uyarınca (“kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan”) Devletten maddi ve manevi tazminat istenmesini mümkün kılar.
AYM, Hamza Çağlar, B. No: 2023/35382, 9/12/2025 (ihlal). Başvurucu saat 06.00’da yakalanmış, ancak Cumhuriyet savcısına ancak saat 17.00’de haber verilerek gözaltı kararı o saat itibarıyla yazılmıştır. Bölge adliye mahkemesi, yakalama sonrası derhâl savcıya haber verilmemesi nedeniyle kanuni süre içinde hâkim önüne çıkarılmadığını tespit etmiş; ancak yalnızca 91,16 TL maddi ve 200 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi, aykırılığın derece mahkemesince tespit edilmiş olması karşısında incelemesini tazminatın yeterliliğiyle sınırlamış ve 200 TL’nin “tazminat hakkının özünü zayıflatacak derecede düşük” olduğunu belirterek ihlal kararı vermiştir. Karar, karşılaştırma ölçütü olarak Anayasa Mahkemesi’nin m.19/5 ihlallerinde hükmettiği tutarları da açıklamıştır (2023 yılı için asgari 1.800 TL, ortalama 4.800 TL, azami 12.000 TL; 2025 yılı için asgari 3.330 TL).
AYM, Hüsnü Çalmuk (2), B. No: 2022/6609, 19/11/2024 (ihlal). Azami gözaltı süresinin aşıldığı iddiasıyla açılan tazminat davası, ilk derece mahkemesince “ceza yargılaması devam ediyor” gerekçesiyle usulden reddedilmiştir. İstinaf mahkemesi bu gerekçenin yasaya uygun olmadığını belirtmiş, fakat sonucu itibarıyla ret kararını gerekçe göstermeksizin onamıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarının özenli biçimde incelenmediği ve tazminat talep etme imkânının etkili biçimde kullanılamadığı sonucuna vararak ihlal kararı vermiştir.
Bu kararın pratik sonucu önemlidir: gözaltı süresinin aşıldığı iddiasıyla tazminat davası açmak için asıl ceza davasının sonuçlanması beklenmez.
AYM Genel Kurulu, Rıdvan Akbaş, B. No: 2021/25399, 17/4/2025 (ihlal bulunmadı). Madalyonun diğer yüzü. Toplu suç kapsamındaki bir olayda dört günlük süreye 12 saatlik yol süresinin eklenebileceği, dolayısıyla azami sürenin 4 gün 12 saat olduğu kabul edilerek ihlal bulunmamıştır. Ancak karar oy çokluğuyladır ve altı üyenin karşı oyu, yol süresinin fiilen ne kadar sürdüğüne bakılması gerektiğini savunmaktadır. Uygulamada bu, savunmanın yol süresini fiilî verilerle (nezarethane çıkış saati, adli muayene saati, adliyeye varış saati) tartışması gerektiği anlamına gelir.
6. Kritik Süreler
| İşlem | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Gözaltı (bireysel suç) | Yakalama anından itibaren 24 saat | CMK m.91/1 |
| Zorunlu yol süresi | En fazla 12 saat | CMK m.91/1 |
| Uzatma (toplu suç) | Her defasında en çok 1 gün, toplam 3 gün | CMK m.91/3 |
| Uzatma emrinin tebliği | Derhâl | CMK m.91/3 |
| Sulh ceza hâkimliğine serbest bırakılma başvurusu | Gözaltı devam ederken her an | CMK m.91/5 |
| Hâkimin başvuruyu sonuçlandırması | Derhâl, nihayet 24 saat dolmadan | CMK m.91/5 |
| Sürenin sonunda sorgu | En geç sürenin bitiminde, müdafi hazır | CMK m.91/7 |
| Tazminat davası (kesinleşmeye bağlı hâllerde) | Kesinleşmenin tebliğinden itibaren 3 ay, her hâlde kesinleşmeyi izleyen 1 yıl | CMK m.142/1 |
| Tazminat davasında görevli mahkeme | Zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesi | CMK m.142/2 |
Not: Gözaltı süresinin aşılması (CMK m.141/1-b) gibi hâllerde, yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihadı uyarınca tazminat davası için asıl davanın kesinleşmesi beklenmez. Buna karşılık kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat nedenine dayanan taleplerde (m.141/1-e, f, l) CMK m.142/1’deki süreler ve 6384 sayılı Kanun kapsamındaki Tazminat Komisyonu usulü gündeme gelir.
7. Sonuç
Gözaltı süreci, kısa olduğu için önemsiz görünen ama sonuçları kalıcı olan bir aşamadır. Üç nokta belirleyicidir:
Saat. Süre yakalama anından işler ve dört ayrı kaynaktan doğrulanabilir: yakalama tutanağı, nezarethane defteri, adli muayene raporları ve sulh ceza hâkimliğine sevk saati. Bu belgeler arasındaki tutarsızlık, sonradan hem serbest bırakılma başvurusunun hem de tazminat davasının dayanağını oluşturur.
Müdafi. Kanun, müdafi hazır olmadan kollukta alınan ifadeye kural olarak hüküm değeri tanımamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kuralı, tutanak tanıklığı ve “mülakat” gibi dolaylı yollara da kapatmıştır. Avukat talep etmek bir savunma stratejisi değil, sürecin normal işleyişidir.
Kayıt. Hangi hakkın hatırlatıldığı, kimin arandığı, hangi saatte hangi rapor alındığı yazılı olarak sabittir. Gözaltı sırasında yapılacak en pratik iş, bu kayıtların tam ve doğru tutulmasını sağlamak ve içeriğine katılınmayan tutanaklara şerh düşmektir.
İlgili yazılar: İfade ve Susma Hakkı · Bilişim Yoluyla Dolandırıcılık (TCK m.158) · Ceza Hukuku
Yasal Uyarı
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki danışmanlık veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Mevzuat ve içtihat değişebileceğinden, yazıda yer alan bilgilerin güncelliği ayrıca teyit edilmelidir. Bir gözaltı süreci söz konusuysa, süreler çok kısa olduğu için vakit kaybetmeden bir avukata başvurulması önerilir.